Tevekkül Nedir? Tedbiri Bırakmadan Allah’a Güvenmek
İnsan hayatı boyunca pek çok konuda endişe yaşar. İş bulmak, geçimini sağlamak, sınav kazanmak, sağlığını korumak, ailesinin geleceğini düşünmek ve karşılaşabileceği sıkıntılardan korunmak ister. Bütün bunlar insanın yaratılışında bulunan doğal kaygılardır.
Fakat müminin hayatında kaygının yanında çok önemli bir kavram daha vardır: tevekkül.
Tevekkül çoğu zaman yanlış anlaşılır. Bazıları tevekkülü hiçbir şey yapmadan sonucu Allah’tan beklemek olarak düşünebilir. Oysa İslam’ın öğrettiği tevekkül, çalışmayı ve tedbir almayı bırakmak değil; insanın üzerine düşeni yaptıktan sonra sonucu Allah’a teslim etmesidir.
Tevekkül Ne Demektir?
Tevekkül, insanın elinden gelen gayreti göstermesi, gerekli tedbirleri alması ve bundan sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.
Yani tevekkül tembellik değildir. Aksine çalışmakla birlikte kalben Allah’a güvenmektir.
“Kararını verdiğin zaman artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.”
Âl-i İmrân, 3/159
Ayette dikkat çeken noktalardan biri önce karar vermenin, ardından tevekkül etmenin zikredilmesidir. Bu da mümine önce düşünmeyi, hazırlık yapmayı ve gayret göstermeyi; daha sonra sonucu Allah’a teslim etmeyi öğretir.
Tevekkül Hiçbir Şey Yapmadan Beklemek Değildir
Bir öğrenci ders çalışmadan “Allah’a tevekkül ediyorum, sınavı geçerim.” derse bu gerçek tevekkül olmaz. Çünkü üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiştir.
Aynı şekilde iş aramayan birinin rızık beklemesi, sağlığına dikkat etmeyen birinin yalnızca iyileşmeyi istemesi veya gerekli tedbirleri almadan tehlikelerden korunmayı beklemesi doğru tevekkül anlayışı değildir.
Mümin önce yapabileceğini yapar. Sonucun her zaman kendi elinde olmadığını ise bilir.
İşte tevekkülün huzur veren tarafı burada başlar.
Sonucu Kontrol Etmek Her Zaman Bizim Elimizde Değildir
İnsan bazen çok çalışır ama istediği sonucu alamaz. Bazen bütün tedbirleri almasına rağmen beklemediği bir sorunla karşılaşabilir.
Böyle zamanlarda insan kendisini tamamen başarısız hissedebilir. Oysa her sonucu belirleyen yalnızca insanın gayreti değildir.
Bizden istenen, elimizden geleni en güzel şekilde yapmaktır. Sonucun nasıl olacağını ise Allah bilir.
“Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter.”
Talâk, 65/3
Bu ayet mümine büyük bir güven verir. İnsan her şeyi kontrol etmek zorunda değildir. Her ayrıntıyı kendi gücüyle çözmek zorunda da değildir.
Mümin bilir ki Allah’ın bilgisi kendi bilgisinden, Allah’ın kudreti kendi gücünden çok daha büyüktür.
Tevekkül İnsanın Kaygısını Azaltır
Modern hayatın en büyük problemlerinden biri sürekli gelecek hakkında düşünmektir.
“Ya işimi kaybedersem?”, “Ya başarısız olursam?”, “Ya işler istediğim gibi gitmezse?” gibi düşünceler insanın zihnini yorabilir.
Tevekkül, insanın hiçbir şeyi önemsememesi anlamına gelmez. Fakat yapabileceğini yaptıktan sonra sürekli aynı endişeyi taşımaktan kendisini kurtarmasına yardımcı olur.
Çünkü insan şu gerçeği kabul eder: Ben görevimi yaparım, fakat her sonucu ben belirleyemem.
Bu düşünce kalbe büyük bir rahatlık verir.
Rızık Konusunda Tevekkül
İnsanların en fazla kaygı yaşadığı konulardan biri rızıktır. Gelecek, geçim, para ve iş konusunda endişelenmek son derece yaygındır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Eğer siz Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar sabah aç çıkar, akşam tok döner.”
Tirmizî, Zühd, 33
Bu hadiste çok güzel bir ayrıntı vardır: Kuşlar yuvalarında beklemiyor, sabah çıkıyorlar.
Yani tevekkül hareket etmeye engel değildir. Kuş rızkını aramak için çıkar; rızkı verenin Allah olduğunu bilircesine hayatını sürdürür.
Mümin için de doğru anlayış budur: Çalışmak, aramak, üretmek, emek vermek ve ardından Allah’a güvenmek.
Dua Etmek de Tevekkülün Bir Parçasıdır
İnsan tedbirini alırken dua etmeyi de ihmal etmemelidir.
Çünkü dua, insanın acizliğini kabul etmesi ve Allah’ın yardımına ihtiyaç duyduğunu göstermesidir.
Bazen insan bütün planlarını yapar ama dua etmeyi unutur. Oysa mümin hem sebeplere sarılır hem de sebeplerin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilir.
Bir işe başlarken:
“Allah’ım, hakkımda hayırlıysa kolaylaştır; değilse beni ondan uzaklaştır ve benim için hayırlı olanı nasip et.”
diye dua etmek, insanın sonucunu Allah’a teslim edebilmesine yardımcı olabilir.
Olmayan Şeylerde de Bir Hayır Olabilir
İnsan genellikle istediği şey gerçekleştiğinde sevindiği için onu hayırlı kabul eder. Gerçekleşmediğinde ise bunun kendisi için kötü olduğunu düşünebilir.
Fakat insan geleceği bilemez.
“Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şeyi sevdiğiniz hâlde o sizin için kötüdür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
Bakara, 2/216
Bazen çok istediğimiz bir iş gerçekleşmez. Bir kapı kapanır. Bir plan bozulur. O anda büyük bir hayal kırıklığı yaşayabiliriz.
Fakat aylar veya yıllar sonra geriye baktığımızda o olayın bizi başka bir hayra yönlendirdiğini fark edebiliriz.
Tevekkül, insanın her olayın hikmetini hemen anlamasını gerektirmez. Bazen sadece Allah’ın bizim göremediğimiz şeyleri gördüğüne güvenmeyi gerektirir.
Tevekkül ile Kadercilik Aynı Şey Değildir
“Kaderimde varsa olur.” diyerek sorumluluklardan kaçmak İslam’ın öğrettiği tevekkül anlayışı değildir.
Çünkü insan kendi tercihlerinden ve davranışlarından sorumludur.
Çalışmak, öğrenmek, tedbir almak, doğru kararlar vermeye gayret etmek ve yanlışlardan kaçınmak insanın sorumluluğudur.
Tevekkül bütün bunları yaptıktan sonra kalbin Allah’a dayanmasıdır.
Zor Zamanlarda Tevekkül
Tevekkül en fazla sıkıntılı zamanlarda kendisini gösterir.
Her şey yolundayken Allah’a güvenmek kolay olabilir. Fakat planlar bozulduğunda, maddi sıkıntı yaşandığında veya beklenmeyen bir sorunla karşılaşıldığında kalbin nasıl davrandığı önemlidir.
Böyle durumlarda insanın kendisine şu üç şeyi hatırlatması faydalı olabilir:
- Elimden geleni yaptım mı?
- Yapabileceğim başka bir tedbir var mı?
- Bundan sonrasını Allah’a bırakabiliyor muyum?
İlk iki sorunun cevabı insanın sorumluluğunu, üçüncü soru ise tevekkülünü gösterir.
Günlük Hayatta Tevekkülü Nasıl Yaşayabiliriz?
Tevekkülü hayatımıza taşımak için büyük değişikliklere gerek yoktur.
Bir sınav için çalışıp sonucunu Allah’a bırakmak, iş başvurularını yaptıktan sonra sürekli endişelenmemek, sağlık konusunda tedbirleri aldıktan sonra korkuya teslim olmamak bunun örnekleridir.
İnsan plan yapabilir. Hedef koyabilir. Geleceğini düşünerek tedbir alabilir. Bunların hiçbiri tevekküle aykırı değildir.
Fakat bütün planların üzerinde Allah’ın takdiri bulunduğunu unutmamak gerekir.
Sonuç
Tevekkül, hayatı boş vermek değildir. Aksine sorumluluklarını yerine getirirken kalbin yükünü hafifletmektir.
Mümin çalışır fakat yalnızca kendi gücüne güvenmez. Tedbir alır fakat tedbirin her şeyi garanti ettiğini düşünmez. Dua eder, gayret gösterir ve sonucu Allah’a teslim eder.
Çünkü insanın gücü sınırlıdır; Allah’ın kudreti ise sınırsızdır.
Belki de tevekkülü en güzel anlatan düşünce şudur:
“Elimden geleni yaparım, yapamadıklarım için kendimi tüketmem ve sonucu Allah’a bırakırım.”
Böyle bir tevekkül anlayışı insanı tembelliğe değil çalışmaya, korkuya değil güvene, umutsuzluğa değil huzura götürür.

Görüşlerinizi paylaşın 0
Bir soru, bir katkı, yeni bir bakış açısı.
Yorum yap
İlk görüşü siz paylaşın.