Kalp Kırmamak: Güzel Ahlâkın Sessiz İbadeti

Kalp Kırmamak: Güzel Ahlâkın Sessiz İbadeti
İnsan bazen yaptığı ibadetlere çok dikkat eder ama söylediği sözlerin başkasında bıraktığı izi fark etmeyebilir. Oysa bir insanın kalbini kırmak bazen saniyeler sürer, bıraktığı üzüntünün geçmesi ise çok daha uzun olabilir.

Bu yüzden güzel ahlâk sadece güler yüzlü olmak değildir. Konuşurken incitmemek, öfkeliyken ölçüyü kaybetmemek, birinin kusurunu yüzüne vurmamak ve özellikle zayıf anında onu ezmemek de güzel ahlâkın önemli parçalarındandır.

Söz Küçük Görünür, Etkisi Büyük Olabilir

Günlük hayatta en çok kullandığımız şeylerden biri dilimizdir. Bir cümleyle insanı mutlu edebilir, umutlandırabilir veya teselli edebiliriz. Yine bir cümleyle onu kırabilir, utandırabilir ve uzun süre unutamayacağı bir yara bırakabiliriz.

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.”

İsrâ, 17/53

Bu ayet, yalnızca güzel konuşmayı değil, insanlarla ilişki kurarken dikkatli ve yapıcı bir dil kullanmayı da öğretir. Haklı olmak, her sözü söyleme hakkı vermez.

Bazen insan doğru bir şeyi yanlış bir üslupla söylediği için fayda yerine zarar verebilir.

Kalp Kırmak Sadece Hakaret Etmek Değildir

Kalp kırmak denildiğinde çoğu kişinin aklına ağır sözler gelir. Fakat kırıcı davranışlar her zaman bu kadar açık olmayabilir.

Birini küçümsemek, alay etmek, sürekli hatasını hatırlatmak, toplum içinde mahcup etmek, konuşurken sözünü kesmek veya kendisini değersiz hissettirmek de insanın gönlünü incitebilir.

Özellikle aile içinde kullanılan dil çok önemlidir. İnsan bazen dışarıdaki herkese karşı nazik olur fakat en yakınlarına karşı daha sert davranabilir. Oysa güzel ahlâkın en gerçek ölçülerinden biri, insanın kendisine en yakın kişilere nasıl davrandığıdır.

Öfkeliyken Susmak Bazen En Güzel Cevaptır

Öfke anında insanın dili, normal zamanda söylemeyeceği sözleri söyleyebilir.

“Güçlü kimse, insanları güreşte yenen değil; öfke anında kendisine hâkim olandır.”

Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 107

Bu hadis, güçlü olmanın bağırmak veya üstün gelmek değil, insanın kendisini kontrol edebilmesi olduğunu gösterir.

Tartışma sırasında birkaç saniye susmak, ortamdan uzaklaşmak veya konuşmayı ertelemek bazen çok büyük bir pişmanlığı önleyebilir. Çünkü öfke geçer ama söylenen söz geri alınamaz.

Özür dilense bile bazı cümlelerin izi uzun süre kalabilir.

İnsanların Kusurlarını Araştırmamak

Herkesin kusuru vardır. İnsan kendi hatalarını görmezden gelip başkalarının eksiklerini sürekli gündeme getirirse hem ilişkiler bozulur hem de kalp katılaşabilir.

“Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.”

Hucurât, 49/12

İnsanların hatalarını konuşmak kolaydır. Asıl zor olan, kendi kusurlarımızı görüp düzeltmeye çalışmaktır.

Bu nedenle bir insan hakkında konuşmadan önce kendimize şu soruyu sormak faydalıdır: “Bu kişinin yüzüne de aynı şeyi rahatlıkla söyleyebilir miyim?”

Cevap hayırsa susmak çoğu zaman daha hayırlıdır.

Güler Yüz de Bir İyiliktir

İyilik yapmak için mutlaka büyük imkânlara sahip olmak gerekmez.

“Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen senin için sadakadır.”

Tirmizî, Birr, 36

Bazen sıcak bir selam, içten bir teşekkür veya samimi bir tebessüm, insanın gününü güzelleştirebilir.

Çünkü herkes görünmeyen bir mücadele veriyor olabilir. Dışarıdan güçlü görünen biri içeride çok yorgun olabilir. Sessiz görünen biri önemli bir sıkıntıyla mücadele ediyor olabilir.

Bu yüzden güzel sözün ve nezaketin kime ne kadar iyi geleceğini her zaman bilemeyiz.

Özür Dilemek Küçülmek Değildir

İnsanın yaptığı hatayı kabul etmesi zor olabilir. Bazen gurur, basit bir meseleyi yıllarca süren küslüğe dönüştürebilir.

Oysa “Seni kırdım, hakkını helal et.” demek insanı küçültmez. Tam tersine olgunluk gösterir.

Eğer birini kırdıysak yalnızca Allah’tan af dilemek yeterli olmayabilir. Kul hakkıyla ilgili durumlarda ilgili kişiden helallik istemek de önemlidir.

Üstelik özür dilerken “Ama sen de şöyle yaptın.” diyerek özrü etkisiz hâle getirmemek gerekir. Gerçek bir özür, insanın kendi hatasının sorumluluğunu kabul etmesidir.

Her Doğru Her Yerde Söylenmez

Bazen insanlar “Ben sadece doğruyu söylüyorum.” diyerek kırıcı konuşmayı normalleştirebilir.

Ancak güzel ahlâkta yalnızca sözün doğru olup olmadığı değil, ne zaman ve nasıl söylendiği de önemlidir.

Birinin hatasını insanların arasında söylemek yerine uygun bir zamanda özel olarak konuşmak daha doğru olabilir. Nasihat ederken amaç karşı tarafı ezmek değil, ona yardımcı olmak olmalıdır.

Çünkü insan utandırıldığında çoğu zaman savunmaya geçer. Fakat saygıyla yaklaşıldığında söz dinlemeye daha açık hâle gelir.

Evdeki Üslubumuz Daha da Önemlidir

İnsan dışarıda sabırlı olup evde çabuk öfkelenebiliyor. Bu çok sık rastlanan bir durumdur.

Oysa eşimize, çocuklarımıza, anne ve babamıza söylediğimiz sözler de ahlâkımızın bir parçasıdır.

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”

Tirmizî, Menâkıb, 63

Ev, insanların birbirine karşı en rahat olduğu yerdir. Fakat rahat olmak dikkatsiz olmak anlamına gelmemelidir.

“Nasıl olsa ailem.” diyerek kırıcı davranmak doğru değildir. Tam tersine en fazla nezaket göstermemiz gereken kişiler çoğu zaman en yakınlarımızdır.

Kırılan Kalbi Onarmak

Bir insanı kırdığımızı fark ettiğimizde meseleyi büyümeden düzeltmek en güzelidir.

Bunun için uzun konuşmalara gerek olmayabilir. Bazen içten bir özür, küçük bir ziyaret veya samimi bir mesaj yeterlidir.

Önemli olan gururu bir kenara bırakıp ilk adımı atabilmektir.

Unutmamak gerekir ki bazı kırgınlıklar zaman geçtikçe küçülmez; aksine sessizce büyür. Bu nedenle barışmak için “O gelsin.” diye beklemek yerine hayırlı olan adımı atmak daha güzeldir.

Sonuç

İbadetler insanı güzel ahlâka taşımadığında üzerinde yeniden düşünmek gerekir.

Namaz kılan bir insanın diline, oruç tutan bir insanın öfkesine, Kur’an okuyan bir insanın insanlarla ilişkilerine de dikkat etmesi beklenir.

Çünkü din yalnızca belirli vakitlerde yapılan ibadetlerden ibaret değildir.

Evde, iş yerinde, sokakta, sosyal medyada ve insanlarla kurduğumuz her ilişkide ahlâkımız ortaya çıkar.

Belki de gün sonunda kendimize sorabileceğimiz en güzel sorulardan biri şudur:

“Bugün kaç kişinin kalbini güzelleştirdim, kaç kişinin kalbini incittim?”

İnsan bu soruyu samimiyetle kendisine sormaya başladığında, yalnızca dili değil kalbi de değişmeye başlar.

Makale22 okunma0 yorum

Görüşlerinizi paylaşın 0

Bir soru, bir katkı, yeni bir bakış açısı.

Yorum yap
0 / 3000

Misafir yorumları ekip incelemesinden sonra yayımlanır.

İlk görüşü siz paylaşın.

DİNİ EĞİTİM

Neyi keşfetmek istersiniz?

Bir kelimeyle başlayın

İçerikleri ve herkese açık profilleri burada bulabilirsiniz.

DİNİ EĞİTİM

Neyi keşfetmek istersiniz?